| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

HAYVANLAR ALEMİ

Yazılar

Kıskandıran dostluk

kaplan vedomuz dostluğu-1 Tayland'da bir hayvanat bahçesi bu domuz ve kaplanın muhteşem görüntüleriyle gündeme oturdu... İkisinin dostluğu görülmeye değer.

Bu tuhaf çift için, sarılmak olmadan tam bir şekerleme düşünülemez bile. Gerçek şu ki bu bir kaplan ve bir domuz meselesi olmanın çok ötesinde bir durum.

Aslında, Tayland'daki Sriracha Tiger Hayvanat Bahçesi'nde kaplanlar ve domuzların birbirine sarılması çok olağan bir durum.

Thai beach resort Pattaya'nın yakınındaki bu hayvanat bahçesi, dünyanın en büyük kaplan hayvanat bahçeleri arasında yer alıyor. 400'den fazla Bengal kaplanı orada barındırılıyor.

Hayvanat bahçesi, farklı türler de olsa 'mutlu aileler'i teşvik ettiğini söylüyor. Bu ilginç 'mutlu aileler' içinde domuz yavrularıyla bir kaplan anne kaplan vedomuz dostluğu ya da tam tersini görmek mümkün.


      Devasa büyüklükteki bu hayvanat bahçesi 1997 yılında faaliyete girdi ve içinde kaplanlar ve domuzlarla karışmayan 10000 timsah da var.

     
Buradaki filler basketbol oynuyorlar ve moda defilelerine katılıyorlar. Kaplanlar ateş çemberlerinden içinden geçerken, domuzlar birbiri üstünden atlayarak yarışıyorlar.

      Hayvanat bahçesinden çok bir sirki andıran bu ilginç yerin 'mutlu aileleri' ise her gün binlerce ziyaretçiyi çekiyor Sriracha Tiger Hayvanat Bahçesi'ne.

Golden Retriever

Golden Retriever, oldukça popüler bir köpek ırkıdır. Aslen avda vurulan kuşları bulup getirmek için Golden Retriever kullanılırlar. Ayrıca en sık rastlanan aile köpeklerindendir. Çok hoşgörülü ve baş etmesi çok kolaydır. Sahiplerinden de çok fazla beklentileri yoktur. Düzenli olarak yemek verildiği, egzersiz yaptırıldığı ve veteriner kontrolüne götürüldüğü sürece başka bir ihtiyacı olmaz. Golden retriever'lar genellikle insanlarla ve diğer köpeklerle iyi anlaşırlar. Tipik olarak korktuklarında havlarlar ama arkadaş canlısı olmaları iyi birer bekçi köpeği olmalarını engeller. Golden retriever'lar özellikle insanlarla iyi anlaştıkları ve çok sosyal oldukları için tercih edilirler. Bu nedenden dolayı sıklıkla rehber köpek olarak eğitilirler. Çok sabırlıdırlar ve çocuklarla oldukça iyi olan bir köpek ırkıdır. Bebek bakıcılığı bile yapabilirler. Körlere de yardımcı köpek olarak verilen bir cinstir.

Alıntı.

Sevimli Köpekler

cici köpekler köpek köpekler ne düşünüyorsunuz sevimli yaramazlar çok tatlılar yaramaz köpek

Muhabbet kuşunun bakımı

muhabbet_kusu Her Gün taze su ve banyo suyu verilmelidir. Yem ve su kaplarının çok temiz olmasına her gün dikkat edilmelidir.
Her Hafta yuvalar ve, tüneme ağaçları, yem ve su kapları iyice temizlenmelidir.
Her Ay kafesler ve bütün teçhizat temizlenmeli, tüneme ağaçları değiştirilmeli, gerekiyorsa kuşların tırnakları kesilmelidir.
Her 3 Ayda biryuvalar ve kafesler dezenfekte edilmeli ve kafes telleri kontrolden geçmelidir.
Her 6 Ayda bir günlük, haftalık, aylık , ve 3 aylık olan işlemlerin tümü birlikte ve bir kerede yapılmalıdır.

      Kuş Bakımındaki en önemli diğer bir konuda; gaga taşı kullanımıdır. Gaga taşı bir kuş için hayati önem taşır. Gaga taşını kullanmadığı zaman gagası uzar ve bu durumda onun yemek yemesine engel olur ve kuş günden güne güçten düşer ve hayatını kaybedebilir. Gaga taşı masrafı, gagası uzayan bir kuşa yapılacak müdahaleye oranla kat kat daha ucuz bir harcamadır. Gagasının uzadığı görülen kuşların mutlaka profesyonel bir veteriner hekim tarafından özel ve steril bir makasla kesilmesi uygundur. Çünkü kuşların gagalarından çok kolay mikrop kapabilirler. .

GEYİK

eyik Geyik, geyikgiller  familyasında geviş getiren otçul memeli hayvanların ortak adıdır. Çift toynaklılar takımında bulunan akraba familyalardaki benzer hayvanlar da genel olarak geyik diye adlandırılmaktadır.

Geyikler Doganin Bize verdigi En güzel hayvanlardan dandir Su anda bir cok yerde tükenmesine karsin koruma altina alinmalari gerekmektedir yasam alanlari asagida verilmistir...

Doğal yaşam alanı [değiştir]Geyikler Antarktika ve Avustralya dışındaki kıtalarda oldukça yaygın olarak dağılmıştır. Afrika kıtasında Kuzey bölümünde Tunus ve Cezayir'in Atlas Dağları'nda bir miktar kızıl geyikeyik_resimleri  bulunmaktadır. Geyikler tundradan tropikal yağmur ormanlarına kadar çeşitli biyomlarda yaşar. Her ne kadar ormanlarla bağdaştırılsa da bir çok geyik türü ekotondur yani ormanlar ve çalılıklar ile kırlık ve savanlar arasındaki geçiş bölgelerinde yaşar. Büyük geyik türlerinin çoğu tüm dünyada ılıman yaprak döken ağaç ormanlarında, dağlık karışık ibreli ağaç ormanlarında, tropikal mevsimlik/kuru ormanlarda ve savanlarda bulunur. Ormanlar içinde bazı bölgelerin kısmen ağaçlardan temizlenmesi aslında geyik popülasyonlarına yardımcı olur. Bu şekilde geyiklerin sevdiği ot tiplerinin yetişmesi için yer açılır. Yine de bu popülasyonların büyümesi ve hayatta kalması için gizlenmelerine yardımcı olacak uygun ve yeteri kadar ormanlık ve çalılık bulunması gereklidir. Orta ve Güney Amerika'nın broket ve pudusu ile Asya'nın munçağı gibi küçük geyikler ise genelde sık ormanlarda yaşar ve açık alanlarda pek görülmezler. Ayrıca yalnızca dağlarda, otlaklarda, bataklıklarda ve ıslak savanlarda ya da çöllerle sarılmış ırmak bölgelerinde yaşayan özelleşmiş geyik türleri de bulunur. Bazı geyikler kutup bölgesi çevresinde hem Kuzey Amerika hem de Avrasya'da yayılmıştır. Arktik tundra ve taygalarda yaşayan ren geyiği ile taygalar ve komşu bölgelerinde yaşayan mus bunlara örnektir.

eyik4 Asya'nın ılıman kesiminde geyiklerin en çok bulunduğu bölgeler Kuzey Kore, Mançurya (Kuzeydoğu Çin) ve Rusya'nın Ussuri bölgesindeki karışık yaprak döken ağaç ormanları, dağlık ibreli ağaç ormanları ve taygalardır. Bu dünyanın en zengin yaprak döken ve ibreli ağaç ormanlarından olan bölgede Sibirya karacası, sika geyiği, ren geyiği, elk ve mus bulunur. Bu bölgenin hemen güneyinde Çin'de olağandışı olan Peder David geyiği ile karşılaşılır. Sika geyiği, beyaz dudaklı geyik, Orta Asya kızıl geyiği ve elk gibi geyikler tarih boyunca boynuzları için avlanmıştır. Ren geyiği de kısmen evcilleştirilerek sürüler hâlinde beslenmiştir.

Tropiklerde ise Güney ve Güneydoğu Asya'da Hindistan, Nepal ve bir zamanlar Tayland gibi ülkelerde büyük oranda geyiğe rastlanır. Kuzey Hindistan'ın Ganj Nehri Ovası'nın ve Nepal'in Terai bölgesinin tropikal mevsimlik nemli ve kuru yaprak döken ağaç ormanları ve hem nemli hem kuru savanlarında çital, domuz geyiği, barasinga, Hint sambar geyiği ve Hint munçağı yaşar. Ganj Ovası'nın hemen kuzeyindeki Keşmir Vadisi'nde Orta Asya kızıl geyiğinin nadir rastlanan bir alt türü olan Keşmir geyiğine rastlanır. Bir zamanlareyikler  tropikal mevsimlik nemli yaprak döken ağaç ormanları ve nemli savanları olan Tayland'ın Chao Praya Nehri Vadisi'nde domuz geyiği, Schomburgk geyiği (günümüzde soyu tükenmiştir), alından boynuzlu geyik, Hint sambar geyiği ve Hint munçağı yaşardı. Günümüzde hem barasinga hem de alından boynuzlu geyik türlerine nadiren rastlanır ve soyları tehdit altındadır. Tayland'taki domuz geyiği popülasyonu da enderdir. Çital ve barasingha büyük sürüler hâlinde yaşar, Hint sambar geyiği de büyük gruplar hâlinde bulunabilir. Bütün bu geyik türlerinin birarada yaşamaları hepsinin beslenmek için değişik bitki türlerini tercih etmeleridir. Bu geyikler yaşam alanlarını aynı zamanda Asya filleri, çeşitli antilop türleri ve vahşi öküzler gibi diğer otçullarla paylaşırlar.

Kuzey Amerika'da en yoğun geyik popülasyonlarına Kanada Rocky Dağları ile Alberta ve British Kolombiya bölgeleri arasındaki Kolumbiya Dağları'nda rastlanır. Burada Kuzey Amerika'da yaşayan beş geyik türünün tamamına rastlanır: Ak kuyruklu geyik, katır geyiği, ren geyiği, elk, ve mus. Bu bölgede dağ eteklerinde nemli ibreli ağaç ormanları ve Alp tarzı otlaklar, ovalarda ise göllerin ve akarsuların yakınında tarım bölgeleri ile yaprak döken ormanlardan oluşan parklar bulunur. Ren geyiği daha yüksek rakımda subalpin otlaklar ve alpin tundralarda yaşar. Ak kuyruklu geyik, toprakların tarıma açılması ve ibreli ağaç ormanlarının açılarak yerine yaprak döken ağaçların yetişmesi nedeniyle yaşam alanlarını KAnada Rocky Dağlarının eteklerine kadar genişletmiştir.

eyik3 Orta ve Güney Amerika'da çeşitli küçük broket türleri ve güneydoğu Asya'da da çeşitli küçük munçak türleri yaşar. Yukarıda belirtilen büyük geyik türlerinin aksine bu geyik türleri daha çok yalnız dolaşır ve sık ormanlarda saklanmayı tercih eder. Dolayısıyla da popülasyon yoğunlukları daha düşüktür.

Avustralya'ya 19. yüzyılda getirilen altı geyik türü buraya uyum sağlamayı başarabilmiştir. Bunlar alageyik, kızıl geyik, sambar geyiği, domuz geyiği, rusa geyiği ve benekli geyiktir. Yeni Zelanda'ya 1900'lerin başında sokulan kızıl geyik 1960'ların sonundan beri geyik çiftliklerinde evcilleştirilmiş olarak yetiştirilmektedir.

Fiziksel özellikler [değiştir]Geyik boynuzları diğer geviş getiren çift toynaklıların boynuzlarından farklıdır. Geyik boynuzları özellikle yazları olmak üzere her yıl gelişen kemiksi bir yapıya sahiptir ve genellikle yalnızca erkek geyiklerde oluşur. Genç bir geyiğin ilk boynuzları doğuştan itibaren başlarındaki iki küçük çıkıntıdan büyüyerek gelişir. Yeni çıkan boynuzlar kalın bir kadife tabakasının içinde gelişir ve bu tabaka içindeki kemik sertleşene kadar birkaç ay boynuz üzerinde kalır. Daha sonra bu kadife tabaka halk arasında inanıldığının aksine dökülmez ama yırtılarak parçalanır ve boynuzdan ayrılır. Geyiklerin izledikleri ana güzergâhların avcılar tarafından izlenebilmesinin bir yolu da geyiklerin "sürtünme"lerini izlemektir. Sürtünmeler geyiklerin bölgelerini belirlemek için göz kenarında ve alınlarındaki bezlerden salgılanan kokunun çevreye bırakılması için kullanılır. Çiftleşme mevsiminde erkekler, sürü içindeki dişileri çekebilmek için birbirleriyle boynuz boynuza dövüşür. Birbirinin etrafında dönen erkek geyikler bacaklarını büker, kafalarını eğer ve birbirlerinin üstüne saldırır.

Dişi geyik bir batında bir ya da iki yavru doğurur, üçüzlere çok az rastlanabilir. Hamilelik süresi karaca için on ay kadardır. Yavruların çoğu kürklerinin üzerinde beyaz benekler ile doğar ancak yaşlandıkça bu lekeler kaybolar. Yalnızca alageyik bu benekleri yaşamı boyunca taşır. Geyik yavrusu doğumunu izleyen ilk yirmi dakika içinde ilk adımlarını atar. Anne geyik yavrusunu üzerinde koku kalmayıncaya kadar yalayarak en büyük geyik  temizler böylece avcı hayvanların yavruları bulmasını engeller. Yavru geyik bir hafta kadar otların içinde gizlenmiş olarak kaldıktan sonra annesi ile birlikte yürüyebilecek kadar güçlenir. Anne ve yavru yaklaşık bir yıl kadar birlikte kalır. Erkek yavru bir daha asla annesini görmez ama dişi yavru daha sonra bazen kendi yavrularıyla birlikte annesinin yanına gelerek küçük sürüler oluşturur.

Geyiklerin genellikle engebeli ormanlık araziye uygun uzun güçlü bacakları ve kıvrak, küçük gövdeleri vardır. Geyikler aynı zamanda mükemmel yüzücüdür. Alt çene dişlerinin üzerindeki yarımay şeklinde mineleri sayesinde oldukça farklı bitkileri çiğneyebilir. Geyikler geviş getirir ve mideleri dört odacıklıdır. Hemen hemen her geyiğin gözlerinin önünde bezcikler bulunur. Bu bezciklerde bölgelerini belirlemeye yarayan güçlü kokulu feromon bulunur. Birçok tür geyiğin erkekleri sinirlendiklerinde ya da heyecanlandıklarında bu bezleri geniş geniş açar. Tüm geyiklerin karaciğerinde safra kesesi bulunmaz. Boynuzu olmayan ve üst köpek dişleri fildişi gibi büyüyen su geyiği bu özellikleriyle diğer geyik türlerinden ayrılır.

Geyikler beslenmelerinde seçicidir. Yapraklarla beslenirler. Otçul standartlarında, özelleşmemiş küçük mideleri vardır. Besin gereksinimleri oldukça yüksektir. Koyun ve ineklerin yaptığı gibi düşük kalite, lifli besinlerden çok miktarda sindirmeye çalışmak yerine kolayca sindirilebilen tomurcukları, genç yaprakları, taze çimenleri, yumuşak ince dalları, meyve, mantar ve likenleri tercih eder.

GÖRDÜN MÜ YAAAA...?

-tavsan

Kemirgenlerden Tavşan

tavşa Vücut Dili
Tavşanlar ile iletişimin yolu onları gözlemlemek ve vücut dilini çözmektir. Tavşanlar sessiz olmalarına rağmen kendilerini mükemmel ifade edebilen varlıklardır. Duygularını, hislerini anlatmak için kullandıkları hareketleri öğrenince tavşanın aslında anlatacak ne kadar da çok şeyi olduğuna şaşıracaksınız.

Yalamak: Bir sevgi göstergesidir. Tavşanlar kendi aralarında da hoşlanma ve sevgi göstermek için birbirlerini yalarlar, bu tavşan dilince öpücük manasına gelir. Not. Bazen tavşanınızı severken yeri yaladığını görebilirsiniz, ama aslında bu yere değil size yapılmış bir jesttir. (Resim: Topi bu oyuncak kurbağadan çok hoşlanıyor, yanından geçerken hayatta öpmeden bırakmaz)

Diş gıcırdatma:Genellikle okşanıp sevilirken dişlerini gıcırdatmaları kedilerin zevkten mırıldamaları ve gırlamalarına eş değer bir göstergedir ve çok hoşlandıklarına işarettir.tavşan

Hoplama (Binky): Koşarken veya dururken havada ani hoplamalar ve sıçramalar neşeden dans ettikleri anlamına gelir. Bazen kendi etraflarında havada 180 derece dönerler. Bu çok minik kısa ve yoğun bir “ben çok mutluyum şu an” ifadesidir. Not: Bu yazıyı yazan kişi tavşanı bunlardan yapsın diye amuda kalkmaya hazırdır.

Kafayı hızlı hızlı sallamak: Bu dansın mini versiyonudur, heyecanlandıklarında ve mutlu olduklarında kafa ve kulaklarını hızlı hareketlerle sallarlar.

Arka ayaklarını uzatarak yere yatma (bunny flop): Neredeyse bir L harfi gibi görünürler. Biz buna Cleopatra pozisyonu diyoruz. Bu yatış şekli dünyanın en mutlu ve huzurlu tavşanı olduğunun göstergesidir, keyfi yerindedir

Sırtüstü uzanmak: Cleopatra pozisyonunun ikinci evresi sırtüstü olacak şekilde yuvarlanmaktır. Bu da olabilecek en huzurlu ve mutlu ifadelerden biridir. Bazen kendilerini bu şekilde transa sokabilirler.

Severken kafalarını tamamen yere yapıştırmaları: Adeta bir “teslim” ve kabul belirtisidir. “Beni seviyorsun, tamam sev peki, izin veriyorum” manasına gelir.


"Ben sinirliyim, kızgınım, endişeliyim" hareketleri:

tavşan1 Arka ayakları kuvvetlice yere vurma: Bu bir şeye gösterilen kızgın bir tepki olabilir (“beni neden bu odaya getirdin, ben salonda koşup eğlenmek istiyordum öf” gibi). Veya tavşanlar kendi aralarında haberleşmek be birbirlerini uyarmak için arka ayaklarını yere vururlar, bu korktuğunun ifadesi olabilir. İki şekilde de mutlu olmadığından emin olabilirsiniz.

Homurdanmak: Ses ile pek iletişim kurmasalar bile bazen homurdanma sesi çıkartırlar, bu da hoşnutsuzluk belirtisidir.

Bağırmak: Tavşanlar acı çektiklerinde veya ölürlerken bağırırlar. Homurdanmadan çok daha yüksek ve tiz bir sestir. (bu yazıyı yazan kişinin hiç duymadığı ve asla duymak istemediği bir sestir)

Isırmak: Ne demek olduğu çok belli olsa bile tavşanların flört ederlerken birbirlerini yavaşça ısırdıklarını da eklemek istiyorum. Bu ısırmaktan çok “diş atma” şeklinde olur. Kanatmaya, fazla acıtmayan minnacık ısırıklardır. Belki aslında bunu “ben mutluyum hareketlerine” yazmam gerekirdi, çünkü ısırma bazen “senden çok hoşlanıyorum” anlamında bir jesttir. Tavşanca makas almaya tekabül eden bir harekettir.

Ayrıca, tavşanlar kendi aralarındaki hiyerarşilerini göstermek için birbirlerini yavaşça ısırabilirler, bu “ben senden üstünüm, burada benim sözüm geçer” demektir ve tavşanlar bazen sahiplerine de tavşan yerine koyarak olara sınıf farkını anlatmak için durup dururken ısırırlar.
Isırıldığında yüksek sesle tepki verilmesi gerekir, “Ay” veya “Hayır” diye bağırılırsa tavşan doğru olmayan bir şey yaptığını ve birilerinin canını yaptığını anlayacaktır. Bunun dışında ısırma çok açık, malum bir tepkidir. Isırma ve diş atma arasındaki farkı diş atıldıkça ve ısırıldıkça daha iyi anlayacaksınız: B

Size arkasını dönmesi: "Şu an hiç işim olmaz şimdi seninle, umurumda değilsin, gidebilirsin" demek oluyor bu maalesef. Bazen de bir şey yaparken gidip arkasını dönüp size arkasını dönüp arkadan siz ona bakıyor musunuz diye size bakıyorsa, bu da bir kızgınlık, ufak bir küsme ifadesidir, popüler ifadesi ile 'trip atma' pozisyonudur bu.

Kulaklar..

Bu kocaman kulaklar sadece duymaya yaramıyor, daha ne marifetleri var! Tavşanlar hislerinin bir kısmını bizim mimiklerimizi kullandığımız gibi kulaklarıyla anlatırlar. Kulakları izlemeyi ihmal etmeyin.

Kulaklar geriye yatırılmış: "Stres altındayım, çok da rahat değilim".

Kulaklar dimdik: Kafa havada ve kulaklar dimdik olarak durması tavşanın tehlike sezinlemiş olması ve tetikte olması anlamına gelir.

Eşyalara çene sürme: Tavşanların çenelerinin altında kedilerdeki gibi özel ter bezeleri bulur ve bizim asla ayırt edemeyeceğimiz bir koku salgılarlar. Çenelerini sürdükleri şeylere, bu koku ile işaretleyip “Bu eşya benimdir” derler.

Burunlarıyla dokunma: “Merhaba, benimle ilgilenirsem sevinirim” demektir, hemen ilgi gösterilmelidir.

Gezdiği yerde kaka bırakma: Hansel ve Greatel hikâyesindeki gibi yabancı gittikleri yerde yollarını bulmak ve “Buraya ilk ben geldim, benimdir” demek için minik kakalar bırakırlar.

Tüy Yolma (Yalancı Hamilelik): Bu kısırlaştırılmamış dişi tavşanlarda görülen bir harekettir. Tavşan tüylerini yolup bir yere toplamaya, adeta bir “yuva” yapmaya başlar. Bu aslında hamile tavşanların doğmamış bebekleri için yaptığı yuva ve minik yataklardır çünkü tavşanlar tüysüz doğarlar. Topladığı ve bir kenara yığdığı tüyler aslında doğacak yavruları için hazırladığı minik bir yataktır. Bu proje ile birkaç gün uğraşacaktır ve bu sırada yuvasının bozulmaması gerekir. Bir iki gün içinde doğurduğunu sanıp rahatlayacak ve normale dönecektir.

Burun hareketleri: Tavşanların burunları pek durmaz aslında. Ama hareketler bir şey ilgilerini çektiklerinde, heyecanlandıklarında veya tedirgin olduklarında daha hızlı olacaktır ve o an çok sakin olmadığının bir göstergesi olabilir.

Tuvalet AlışkanlığıTavşanlar yaratılış itibariyle temiz hayvanlardır. Tuvalet alışkanlığı geliştirmesi çok kolaydır çünkü çişlerini hep aynı yere yapmayı tercih ederler. Bu içgüdüsel bir harekettir ve çişlerini yaptıkları yeri güvendikleri ve düşmanların onları çiş kokularından bulamayacağı bir yer olarak algılarlar.

Bulundukları odada veya kafeste bir tuvalet kutusu bulunması gerekir. Sağlam bir plastik tas bu iş için yeterlidir.

Bunun dışında biraz da tavşanların sindiriminden söz etmekte yarar var. Tavşanlar iki tür kaka yaparlar. Bunlardan bir tanesi küçük tanecikler halinde yapılan kakadır. Evet, bu meşhur “tavşan boku gibi, ne kokar ne bulaşır” sözüne konu olan meşhur kakadır. Tavşanın boyuna göre ufak misketler gibi görünürler ve hakikaten ne kokan ne bulaşırlar. Büyük bir kısmını tuvaletine yapar ama evinin etrafına da birkaç tane bırakabilir. Gün içinde sürekli üretim halindedirler ve gezdikleri yerlerde Hansel ve Graetel gibi minik kakalarını bırakabilirler. Kemirme alışkanlıkları gibi bu huyları da 1 yaşlarından sonra azalıyor.

Diğer tür kaka ise yumuşak kakadır (Cecotropes). Bunu günde bir defa yaparlar ve bunu yaptıktan sonra tekrar yemeleri gerekmektedir. Yumuşak kaka tavşan için çok önemli besinler içerir ve bu geri yememesi halinde gıdasını almamış olur. Çoğunlukla yumuşak kakalarını direkt olarak arkalarından yalayarak aldıkları için ortalıkta yumuşak kakaya hiç rast gelmezseniz merak etmeyin.

Tavşanlar çok fazla yeşillik ve sebze yediklerinde ishal olabilirler. Bu yukarıda bahsettiğim yumuşak kakadan farklıdır ve tavşanlar bunu tekrardan yemezler. Bu durumlarda sebzeyi kesip kuru ot, saman ve kuru mamaya geçmek gerekir. İshal bir iki gün içinde durmazsa hemen veterinere götürmekte yarar var.

Tuvalet kutusu hakkında tavsiyeler:


-- Kutunun yerini değiştirmeyin
-- İçine kedi tuvaletlerinde kullanılan kokulu talaşlardan veya kumlardan koymayın, koku tavşanı şaşırtacak ve çişini başka yere yapmak isteyecektir. Ayrıca ince talaş ve kumların tavşanın sindirim sistemini bloke ettiği ve ölümüne yol açabileceği söyleniyor.
-- Kutu içine gazete kâğıdı yerleştirmek yeterlidir. Gazete kâğıdı üzerine kâğıt havlu da koyabilirsiniz. Gazete kâğıdı üzerindeki boyalardan dolayı sağlık riski taşımaktadır ama emicilik olarak yeterlidir.
-- Kutunun içindeki kâğıdı her gün değiştirmek gerekir, yoksa oluşan koku sorun yaratabilir
-- Kutuyu arada yıkarken asla ağır kimyasallar kullanmayın
-- Tavşanlar temiz hayvanlardır ve tuvaletini değiştirmezseniz rahatsız olup tuvaletin etrafını kullanması muhtemeldir

Tuvalet alışkanlığı olmayan bir tavşanı nasıl alıştırırız?
Tavşanlara tuvalet alışkanlığı kazandırmak çok kolaydır. Bu işin anahtarı da birkaç günlük gözlem ve deneme yanılma yöntemidir. Bu sırada dikkat edilecek bir nokta tuvalet alışkanlığı kazanana kadar tavşanın bildiği ve hep bulunduğu mekânlarda tutulması ve fazla yer değiştirilmemesidir.

Tavşan nereye tuvaletini yapmak istediğine kendi karar verecek ve size bunu gösterecektir. Kutusunu buraya yerleştirince kendiliğinden kutuyu kullanmaya başlayacaktır. Bundan sonra yukarıda bulunan tavsiyelere uyarak tuvalet işini kolay bir şekilde halledebilirsiniz.

Eğer arada ufak kazalar olursa:
Sakın kızıp bağırmayın ve çişleri hemen temizleyin. Eğer çiş yapılmış bölümü hemen silip kokuyu yok etmezseniz o noktaya tekrar çişini yapabilir.

Veterinerden tuvalet eğitimi ile ilgili tavsiyeler:
Veteriner Hekim Ilgar Bey'in yazıp gönderdiği bu yazıyı da buraya eklemek istiyorum, çünkü çok güzel noktalara deyinmiş:

"Tavşanlarda tuvalet eğitimi olur mu acaba diye birçok kişi düşünebilir. Evet, böyle bir eğitim verebilmek mümkün. Öncelikle burada tavşanımızın yaşı da önem kazanıyor. Tavşanlar 3 aylıktan önce aldıkları eğitimleri tam alamıyorlar. Yani iyi bir eğitimin verilebilmesi için tavşanımızın 3 aylık bir yaşı geçmesi gerekiyor. Bu yaştan önce tabii alıştırmalara devam etmeliyiz. Ama eğitimin sonuçlarını 3 aylık bir yaştan sonra alabiliriz.

Tavşanlara tuvalet eğitimi verirken bilmemiz gereken bazı şeyler var. Tavşanlar stres olduklarında dışkılama eğilimi göstermektedirler. Onu kafesinin dışındayken fazla strese sokmamalıyız. Bize alışması için zaman tanımalıyız. Özellikle başlangıçta bize gelmekten, kucağa alınmaktan hoşlanmayabilirler. Bu yüzden o bize gelmeden, kucağımıza çıkmayı kendi istemeden onu zorlamamalıyız. Bir süre sonra zaten kendisi bize gelmeye çalışacaktır. Aksini yaptığımız sürece tavşanımız strese girecek ve olduğu bölgeye dışkılamaya çalışacaktır.

Normalde tavşanlar kafeslerinde bir bölgeye tuvaletlerini yapma eğilimindedirler. Ona bir tuvalet kabı aldıktan sonra içine bir miktar talaş koymalısınız. Daha sonra kafesinin içindeki dışkıları bu kaba koyun. Ayrıca bir kısım talaşı da idrarı ile ıslatarak bu tuvalet kabının içine koyun. Bu uygulamayı tuvalet kabına yapıncaya kadar uygulamalısınız. Tavşanınız ilk olarak size geldiğinde tuvalet eğitimini tam almadıkça, kafesinin dışarısında fazla dolaşmasına izin vermeyin. Mesela günlük olarak kafesinin kapısını açık bırakın 1–2 saat, kafesinden dışarı çıkması içinde onu zorlamayın, bırakın o istediği zaman dışarı çıksın.

Tavşanınızın kafesinde de yemliği biraz yüksek bir yere takın. Yoksa tuvaletini bu kaba yapma eğilimine girebilir. Eğer tuvaletini buraya yapmaya başladı ise, bu kabı tuvalet kabı olarak kullanmaya devam edin. Yem koymak için başka bir kap kullanmaya başlayın."


İshal
Tavşan bakımında karşılaşacağımız büyük sıkıntılardan biri de ishal olgusudur. Özellikle yavrularda daha fazla miktarda meydana gelmektedir. Yani eve aldığımız yavruda bu durum ile karşılaşma şansımız çok yüksektir. İshalin nedenlerine bakacak olursak; ishali iki başlık altında toplayabiliriz: Bunlardan birincisi enfeksiyona bağlı gelişen ishaller, diğeri ise beslenme hatalarına karşı gelişen ishallerdir.

Enfeksiyona bağlı gelişen ishallerde ishale neden olan bakteri, virüs ve parazit gibi organizmalardır. Bu durumda tavşanda ishalle birlikte başka hastalık belirtileri de gözlemlenebilir. Tavşanın ateşi çıkar, yemek yemez, su içmez, halsizlik durumu vardır. Kafesinin bir köşesinde hareketsiz olarak durur. Tavşanınızda böyle bir durum ortaya çıktığı zaman hemen bir veteriner kliniğine götürmeniz gerekmektedir. Çünkü ishal ile birlikte sürekli bir sıvı kaybı vardır ve hastalığa bağlı gelişen iştahsızlık nedeni ile dışarıdan besin alamıyordur. Tavşanın dışarıdan hekim tarafından desteklenmesi gerekmektedir.

Beslenme hatalarına karşı oluşan ishal olgularının nedeni ise tavşanların kendilerine uygun bir biçimde beslenmemeleridir. Burada anahtar besin maddesi selülozdur. Tavşanların beslenme tipi omnivordur. Yani otçul beslenmeleri gerekmektedir. Ama evimize aldığımız yavrular bazen çok ufak olduklarında süt verilmesi gibi bazı yanlışlıklar ortaya çıkmaktadır. Bizim kullandığımız inek sütü ile tavşan sütü arasında çok farklılıklar vardır. Bu yüzden inek sütü verilen tavşan yavrularının sindirim sistemi bozulmaktadır. Tavşanlarımız çok küçük olduklarından bu durumu atlatamamaktadırlar. Bu yüzden tavşanlarımıza süt vermemeliyiz.

İkinci yapılan bir yanlış da tavşanlarımızın sindirim sistemleri gelişmeden yaş sebze-meyve verilmesidir. Bu durumla oldukça çok sık karşılaşılmaktadır. Böyle bir beslenme sonucunda da yine ishal oluşma riski çok fazladır. Bu yaş sebze-meyvelere örnek verecek olursak; marul, lahana, elma, kıvırcık, havuç, domates vb gıdalardır. Bu gıdalar tavşanlarımıza 6 aylık olmadan verilmemelidir. 6 aydan sonra sürekli değil hafta 1-2 kere olmak üzere az miktarda verilebilir. Ama selüloz oranı yeterli bir pelet yem ile beslenme yapılıyorsa bu besinleri vermeye gerek yoktur. Durduk yere tavşanınızın beslenme alışkanlığını değiştirmemelisiniz. Özellikle tavşanlar 20 günlükten itibaren kuru ot, kuru yonca gibi besinlere aşırı bir ihtiyaç duyarlar ve severek tüketirler. Bu besinleri temin etmek güç olduğundan kuru yonca unlu pelet yem kullanmak en doğrusudur.

Enfeksiyona karşı oluşan ishalleri sadece hijyen kurallarına uyarak önlem alabiliriz. Ama beslenme hatalarından oluşan ishalleri engellemek elimizdedir. Bu sebeple tavşanlarımıza uygun bir beslenme uygulamalıyız.



Kulak Uyuzu
Tavşanlarda sık görülen rahatsızlıklardan biri de kulak uyuzudur. Etkeni "psoroptes cunucıli" dir. Bu etken tavşana özel bir etkendir ve sadece tavşanların kulaklarında uyuz hastalığına sebep olmaktadır. Kulaklarda kahverengi kabuklanmalar tarzında bir belirti gösterir. Bu kabuklanmalar müdahale edilmez ise zamanla çoğalır.

Kulak uyuzunun olmaması için dış parazit mücadelesinin yapılması gerekmektedir. Koruyucu amaç ile tavşanınızı kliniklerde 3 ayda bir dış parazit mücadelesini yaptırmanız gerekmektedir.



Diş Problemleri
Tavşanlar bilindiği üzere kemirici evciller arasında yer almaktadır. Bu özellikleri ile diş sağlığı onlar için hayati bir önem taşımaktadır. Tavşanları diğer evcil hatta kemirgenlerden ayıran bir özellik dişlerinin sürekli uzamasıdır. Bu diğer evcil hayvanlarda sadece ergin döneme kadar devam etmektedir. Bu yüzden gelişim çağında ki tavşanlarda çene yapısı hayatının geri kalan kısmındaki beslenmesinde direkt etkilidir. Dişlerin sürekli uzamasına bağlı tavşanlarda içgüdüsel bir kemirme olgusu ortaya çıkar. Bu kemirme sayesinde ön dişlerdeki düzenli aşınma, dişlerin sabit bir pozisyonda kalmasını sağlar. Bu kemirme hareketleri esnasında arka dişlerde birbirine sürterek aşınmış olur. Eğer çene yapısında bir bozukluk var ise, ön dişlerde cisimlerin kemirilmesi ile aşınma devam ederken arka dişlerde ki istenilen aşınma gerçekleştirilemez ve böylelikle arka dişlerde sürekli bir uzama gözlenir. Bunun sonucunda çene tam olarak kapanamaz. Çenenin tam olarak kapanmamasına bağlı olarak zaman içerisinde ön dişlerde gerekli kemirme pozisyonunu kaybeder. Ön dişlerde arka dişler gibi sürekli uzamaya devam ederken üst-alt dudak ve damağa baskı uygulayarak buralarda yaralanmalara sebep olur. Böyle bir durumdaki tavşanın yem ve su ihtiyacını karşılaması çok güçleşir.

Yukarıdaki bu durumu anlatmamın sebebi, tavşanlarda bu durumun çok geç fark edilmesindendir. Çünkü dudaklar bu durumu fark ettirmeyecek kadar dişleri kamufle edebilmektedir. Eğer belirli periyotlarda beslediğimiz tavşanların dişlerini evimizde kontrol edebilirsek onları bu problem ile karşılaşmamalarını sağlamış oluruz.

Hijyen
Tuvalet alışkanlığını kazanmış bir tavşanın tuvaletinin her gün değiştirilmesi ve odasının toplanması gerekir. Tavşanlar kendi temizliklerine çok önem verirler. Günün önemli bir kısmını yalanarak ve kendilerini temizleyerek geçirirler. Ancak bulundukları yeri çok kısa bir zaman içinde dağıtıp kirletebilirler. Bir kaç gün bakım yapılmamış oda minik bir 'savaş alanına' dönüşür. Bu yüzden bulundukları yerin sürekli bakıma ihtiyacı vardır.
Kural 1: tuvalet her gün değişecek. Bu yapılmazsa koku problemi ile karşılaşılır.
Kural 2: oda bir iki günde bir süpürülüp toplanacak. Odası toplanmamış ve tuvaleti değiştirilmemiş bir tavşan mutsuz ve huzursuz olabilir. Tavşanın odasını temizlemek için ufak bir süpürge ve faraş her zaman hazır olmadır. Aman dikkat: süpürgeyi ortalıkta bırakmamanızı tavsiye ederim, çünkü süpürgenin uçlarını kemirmeye bayılıyorlar. Bunun dışında dikkat edilecek noktalar şunlardır:

Tüyler:Tavşanlar kusamadıkları için yuttukları tüyler büyük problem yaratabilir. Bunu önlemek için kısa ve normal uzunlukta tüyleri olan tavşanların en az haftada bir tüylerinin taranması, fırçalanması gerekir. Uzun tüylü özel tür tavşanların daha sık fırçalanması gerekir.
Ayrıca: Tavşanlar yılın belli zamanlarında kürk değiştirir. Mevsim geçişlerinde kış kürkü/yaz kürkü değişim zamanlarında dökülen tüy sayısında artma görülür.

Yıkanma:
Hayır, tavşanlar yıkanmaz. Üşütüp hastalanması riski olabilir. Ancak hafif nemli bir bez ile silinebilir -ardından kurulamak şartı ile.

Tırnaklar:
Doğada tavşanların ayakları sürekli sert zemine bastığından ve kazındıklarından tırnakları doğal olarak aşınmaktadır. Ancak evimizde bu durum tam tersi bir durum gösteriyor. Evde yaşayan tavşanlar kazma işlemini gerçekleştiremedikleri için tırnakları doğal törpüleme işleminden maruz kalır ve tırnakları uzar. Bu yüzden evde yaşayan tavşanların tırnaklarının iki ayda bir kesilmesi gerekir. Kesmediğimiz takdirde normalden fazla bir uzayacak, zamanla yanlış yere basma ve tırnak kırılmaları sonucu ortopedik problemler ortaya çıkacaktır. Ayrıca uzun tırnaklar bize de zarar verecektir.

Bu manikür seansını siz de yapabilirsiniz. Dikkat edilmesi nokta şudur: Tavşanlarımızın tırnaklarını incelediğimizde gözlenen iki bölüm vardır: canlı ve ölü kısımlar. Tırnak kesimi canlı dokunun 0,5–1 mm önünden makasla yapılmalıdır. Burada giyotin tipte tırnak makasları kesim açısından uygundur. Canlı kısım içerisinde damarlar vardır, bu yüzden tırnakların sadece beyaz olan ölü uçlarından dikkatlice alınmazsa kanatıp çok canını acıtabilir ve bulaşma riski yaratılabilir.

Küçük tavşanlar kucakta sağlamca sabitlenebilirken büyük tavşanlar için çok daha zor olmaktadır. Tırnak kesme işleminin mutlaka iki kişi tarafından yapılmasında yarar vardır, çünkü tavşanlar tırnakları kesilirken pek rahat durmazlar: bir kişi tavşanı sıkıca yere bastırıp sabitler ve gözlerini kapar, diğeri de tırnaklarını keser. Veya iki ayda bir ufak bir veteriner gezisine çıkıp hem check-up'tan geçirip hem de tırnaklarını kestirebilirsiniz.

Dişler:
Tavşanların dişleri tırnakları gibi sürekli uzar. Ancak günlük olarak 50–100 öğün beslenme alışkanlıkları sırasında dişleri birbirine sürtüldüğü için doğal bir törpülenme olmaktadır. Dişlerinin birbirlerine sürtünmesini engelleyen çene kayması, çarpık diş yapısı gibi patalojik bozukluklarda törpülenme olmadığı için tavşanın dişi uzamaktadır. Dişleri sert şeyler kemirerek bilerler, ancak doğal ortamlarında olmadıkları zaman bu yetersiz gelebilir. Diş uzamasına karşı tavşan için kemirilebilecek tahta oyuncaklar bulundurmak gerekir. Yine de dişler çok fazla uzamışsa veteriner tarafından kesilmesi gerekebilir

ATLAR

at-resimleri3 At Alm. Pferd (n), Fr. Cheval, İng. Horse. Familyası: Atgiller (Equidae). Yaşadığı yerler: Evcilleri olduğu gibi, Amerikan bozkırlarında “Mustang”ve Altay dağlarının her iki yanındaki açık arazilerde “Prezevalski” denen yabani atlar sürüler halinde yaşar. Özellikleri: Küçük başlı ve kısa kulaklıdır. Yelesi ve kuyruk ucu uzun kıllıdır. Midilli atları koç iriliğindedir. Ömrü: 40-60 sene. Çeşitleri: En meşhuru Arap, İngiliz ve Midilli atıdır.

Tek tırnaklılar takımının, Atgiller familyasından bir memeli. Erkeğine aygır, dişisine kısrak, yavrusuna tay, yumurtaları çıkarılmış, iğdiş edilmiş iki at olana da beygir denir. Hepsine genelde at adı verilir. Arabide binek ve yük hayvanı olan ata; dabbe, matiyye, semend, tusen-i sütur denir. Cenk atına da rahş denir. Hepsi otla beslenir. Geviş getirmezler. Memeleri kasık bölgesinde arka ayaklarına yakındır. Üçüncü parmakları geniş bir tırnakla çevrilmiş olup “ toynak” adını alır. Bunun üzerine basarak yürürler. İnsanlara hizmet eden hayvanların en kabiliyetlisi ve kıymetlisidir. İnsanların, eski harp meydanlarındaki yardımcısı, yük taşımada hizmetçisi, yarış, cirit, çit atlama ve av sporlarında neşe ve zevk ortağıdır. Silah gürültüsüne ve bando sesine rahatlıkla alışır.

at_resimleri At, cesur ve atılgan olduğu gibi sahibine son derece itaatkardır. Sahibi dilerse dolu dizgin, dörtnala koşar, isterse aheste yürür, isterse durur. Her durumda sahibini memnun etmeye dikkat eder. Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder. Bugün Amerikan bozkırlarında yaşayan Mustang adıyle anılan vahşi atlar, İspanyolların Amerika’ya götürdükleri ehli atlardan kaçanlardan yabanileşenlerdir. Az yiyecekle yetinip, her türlü iklim şartlarına dayanırlar.

Tarpan adıyla anılan Avrupa yaban atının (E. caballus gmelini) 1876’dan beri nesli tükendi. Bugün eski dünyada hala neslini devam ettiren yanlız bir yaban atı vardır. Bu at Orta Asya Moğolistan’ının soğuk ve ıssız ovalarında yaşar. Asya yaban atı veya Prezevalski dendiği gibi Moğolistan yaban atı da denir. Altay dağlarının her iki yanında yaşar. Siyah kısa ve dik yeleleri ile, ağır ve iri başları, küçük kulakları, uzun kıllı kuyrukları ile evcil atlardan farklılık gösterirler. Renkleri kırmızımtrak kahverengi olup çekici bir görünüşleri vardır. Burun kısımları beyazdır. Kışın kılları uzayarak soğuktan korunurlar.

Evcil atlar: Tahminen 4000 seneden beri insanlara hizmet etmektedir. Bugünkü modern atların Asya yaban atından türediği şüphelidir. Bazı at_resimleri23 zoologlar Avrupa yaban atından türediğini ileri sürmektedirler. Evcilleştirilmiş atların birçok soyları vardır. Bugün küçük Midilli atları ile Safkan Arap atlarının soy kütüğü kesin olarak bilinmemektedir.

Atlar 40-60 sene yaşar, bazı kısraklar 25 yaşına kadar doğurur. On bir ay gebe kalır ve genellikle bir yavru doğururlar. Yavrunun gözleri açık olarak doğar ve birkaç dakika sonra ayağa kalkarak annesini takibe başlar. Yük çekme ve taşıma atları, kalın bacaklı, iri cüsselidir. Binek ve yarış atları ince uzun bacaklıdır. Atlar arasında hased yok ise de, birbirlerine gıpta etmek huyları vardır. Bu da yarışta, hendek ve çit atlamada kendini gösterir. Birbirlerine imrenerek daha hızlı koşup öne geçmek isterler. Saatte 60-70 km hızla koşanları vardır. Atların tüy renkleri çeşitli olup, renklerine göre çeşitli isimler alırlar. En tanınmışları: Ak, akçıl, kır, al, alakı, geyik kırı, çil yeşil, al pekmez köpüğü, doru, hurma dorusu vs.’dir.

Erkek eşek ile kısrak eşleştirilirse katır elde edilir. Aygır (erkek at) ile dişi eşeğin birleşmesinden de barda denen katır çeşidi elde edilir. Her iki melez de üremezler. Katır, bardadan daha dayanıklıdır.

Arap atı: Çok dayanıklı mükemmel bir binek ve yarış atıdır. Arabistan’a geçen Orta Asya ve Anadolu Türk atlarından türemiştir. İngiliz atlarından daha dayanıklı olup, 24-28 saat hiç su içmeden yol alabilir.

İngiliz atı: İyi bir binek ve yarış atıdır. Özellikle yarış için yetiştirilir. Arab aygırı ile İngiliz yerli kısraklarının çiftleştirilmesinden türetilmiş bir soydur. Arab atından daha uzun bacaklıdır.

Midilli atı: Küçük, sakin ve dayanıklı bir at çeşididir. Keçi veya koç iriliğindedir. Çocuklar için iyi bir binek hayvanıdır. Hafif gezinti arabalarına koşulduğu gibi maden ocaklarında da istifade edilir. Shetland, İslanda ve Norveç midillileri meşhurdur.

at sürüsü At yetiştiriciliği: Asya, Avustralya ve Amerika’daki geniş bozkırlarda hala vahşi at sürüleri yaşamaktadır. Evcil atlar haralarda yetiştirilir. Ülkemizde ilk hara 1913’te Aziziye’de kuruldu. Türkiye’nin ilk modern harası ise 1924’te açılan Karacabey harasıdır.

AT RESİMLERİ

at ve yavrusu at sürüsü  -at at5 at4 at3 at2 at1 at
kahverengi-at-resimleri -iki_at Kahverengi_at iki at  beyaz_at at-resimleri3 at-resimleri at_resimleri23 at_resimleri at_6 beyaz_at_resimleri at arabası

ATLAR ve TAYLARI

at at-resimleri3 at ve yavrusu